Monday, December 18, 2006

BOHEM ZEN KAÇIĞI....

Wednesday, February 08, 2006
1950'li yıllarda ortaya çıkan ve "Beat Kuşağı" adıyla bilinen edebiyat ve kültür akımı, toplum kurallarına göre yaşamaya karşıdır. Bu hareket uyuşturucu ve caz kavramlarıyla birlikte anılır. Bu akımın kurallarına göre yaşayanlara, kötülüklerden arınmış, mutlu ve huzurlu kişi anlamına gelen "Beatnik" adı verilir. Beatnik'ler başka insanların yaşamına karışmazlar. Ve her insanın kendine göre, toplum kurallarından bağımsız, yaşaması gerektiğine inanırlar. Bu insanlar, belli bir yerde yaşamaya ve oraya saplanıp kalmaya karşıdırlar, o yüzden bu akımın tamsilcileri otostop yaparak, göçebe bir hayat sürerler. Beatnik'ler adları bu hareketle anılan uyuşturucu, cinsellik ve caz müziğine büyük bir bağlılık içinde yaşarlar. İçinde ütopik bir isyan barındırdığını düşündükleri caz müziği, onlara göre bir yaşam tarzıdır, çünkü "Beat" kavramı bir caz yapıtının ritmik yoğunluğu anlamına da gelir. Aynı zamanda başta şair Allen Ginsberg ( Jack Kerouac ve William Burroughs'la birlikte bu kuşağın öncüsü ve en tanınmışı. İlk kitabı Howl and Other Poems "uluma ve öbür şiirler, 1956" ile kendini edebiyat çevrelerinde kabul ettirdi. Beat kuşağının, Ferlinghetti'den sonra en politik üyesi, değişik bilinç durumlarını araştırmak için, uyuşturucuları denedi. Cinselliği yüceltti, aşk'a inandı, yahudi'dir.) Olmak üzere tüm Beatnik'ler "sokak şaiirleri" olarak da tanınır. Bunun nedeni beatnik'lerin edebiyatı akademik gelenekten ayırıp sokağa döndürmeyi amaçlamasıdır... Beatnik'ler, Lawrence Ferlinghetti'nin San Francisco'daki "City Lights" adlı kitabevinde bir araya gelip caz müziği dinler ve şiirlerini okurlardı, yüksek bir sesle....Jack Kerouac bu akımın en önemli temsilcilerinden biridir. Kendi deyimiyle "çılgın, mistik ,kimsesiz, tuhaf bir yazar" 1922 de New York'da doğdu Columbia Üniversitesi'nde öğrenim gördü. 1957 de yayınlanan "On The Road" "Yolda" adlı romanı bir çok eleştirmene göre, beat kuşağı'nın en önemli yapıtıdır. Ve "Dharma Bums" "Zen Kaçıkları" "benimde başucu kitabımdı" Öykünün kendini ve arkadaşlarını anlattığı, gerçek yaşamdan alınmış olması, anlatımı sıcak, içten, coşkulu bir hale getirir. Kerouac'ın Yolda'dan sonra en iyi eseri olarak kabul edilen Zen Kaçıkları'nda Zen Budizm'i yoğun hissedersiniz, bu noktada bir eleştiri yapmak gerekirse, bir insanın hem Zen Budizm yolunda yürüdüğünü söyleyip hem de uyuşturucu bağımlısı olması ne kadar tutarlıdır, bilinmez. Ancak Kerouac'ın yapıtlarındaki içtenlik, özgürlük ve coşkunun ortaya çıkışında Zen'in etkisi büyüktür. Beatnik'lerin yaşamında Zen kadar baskın olmasada önemli bir sistem daha vardır, "Varoluşçuluk" Beat Kuşağı'nın isim babası olan, hem gerçekçi ve sade, hem de gizemci ve coşkulu bir yazar olan Jack Kerouac 1969 yılında Florida'da uyuşturucuya, cinselliğe, caz'a, edebiyat'a ve yaşama veda etti......"Bütün bu görkemli meditasyonlardan sonra gidilecek ılık bir yuvanın bulunduğu gerçeğini aklımdan tam olarak siliyor değilim. Ve o ılık yuvayı kotarıp içinde beni barındıran eniştem de benim orda çalışmadan kalmamı pek hoş karşılamıyor, her geçen gün hava biraz daha gerginleşiyordu. Bir keresinde ona bir kitaptan, acıların insanları nasıl olgunlaştırıp büyüttüğüne dair birkaç satır okumuştum, o da hemen yapıştırmıştı "Acılar insanı büyütseydi, şu anda benim bu eve sığmamam lazımdı" Zen Kaçıkları'ndan.....
posted by Zen Kaçığı at 4:52 PM
5 Comments:
ertan said...
Bence Erkanım sen bizim müzik tarihimizi de yaz buraya, süper olur eminim....
Nedir bu Ertan' Arzu'ya yorum, bana korum durumu hee.... Ama seni kırmıcam mademki müziğin tarihini istiyorsun, dinle o zaman...Aristo, Huizinga ve Adorno'nun müzik üzerine görüşlerini, "müzik ve yabancılaşma" çalışması ile Ünsal Oskay hocadan biliyoruz zaten. Bizim tarihimize gelince, kerpe'de çadır ipinden dönence'yi yaptığım günleri unutma detone bile olmadım, evet hayatımda çok detone oluyorum ama, bunlar beni yıldırmıyor yaşamaktan, ee ne de olsa "TELOS ÜNİVERSİTESİ" mezunuyuz biz. Henüz diplomamızı vermedi dekan'ımız ama bir bildiği vardır elbet. Üstelik biri bana şöyle demişti iyi hatırlıyorum."Güftesi bende saklı bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek" Neyse böylece bitirirken müziğin tarihine damgasını vurmuş bir parça ile kapatalım. "Seni sevdim aaaah, seni sevdim aah, beni sevmedin, lanet olsuuun sanaaaa...
Ben hep sevdim,
Bu adadan uzaklaşamazsın....
R. said...
Yaaa beni Kerpe'ye götürün!!!!
Midye çıkaralım, şöyle ateşte pişsin yiyelim, biraları içip içip, çooop diye suya atlayalım! Yaz gelsin yaaa!
agnost said...
Sirtinda gitarin, dilinde yol boyu yuvarlanmis bir Ortacgil sarkisi, aklinda paylasmak uzere biriktirdigin enteresan ve nefis hikayelerinle bir trene atlar, olmazsa otostop, kamyonstop, traktorstop, stopmazsaniz stoplatirim edasiyla gelirdin. Hosgelirdin! Sen tanidigimiz en birlikte kacilasi zen kacigisin hocam, iyiki varsin ve bizden farklisin. Opuyorum seni.
Arzuuuuuuuu, çık sudan ya midyeler yanıyor, ertan midyeleri karıştırdı heralde, ertan o diil, gel midyeler burda, ateşin üstünde. Ne birası arzu ya aldi'den şarap aldım sana, hemde en kalitelisinden. Tamam ya herkes kafasına göre, gel deniz biz şovalyecilik oynıyalım. Oh özlemişim kayalıkları...."Koçum Benim".........
Musti güzel yorumunla onurlandırdın beni. Sen de benim için çok önemlisin, biliyorsun bunu. Ve sen farklı olduğun için, farklı görüyorsun beni. Ama sakın unutma fark'ı fark etmek, fark'lılıktır. Farkındasın değil mi. Ben de seni çok öptüm, yakısıklı baro'yu da. Işıl ve tüm dostlara selam, ibo hariç, gelmedi o bana söz vermişti, birini hatırlatıyor bana, sanki biri daha söz vermişti. ss.......

No comments: